Bilinmesi gerekenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilinmesi gerekenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2016 Pazar

Her Üniversitelinin En Az Bir Kez söylediği sözler

Eğlenceli oyunların, sohbetlerin, gece dışarda gezmenin tatlı geldiği hatta eve girilmeyen, derse girilmeyen dönemlerin sonunda tahminsel sallama dediğimiz metod ile soruları kendine göre derecelendirip tahminlerde bulunarak soruları eleme tarzı ;
Bu soru çıkmaz, çalışmayın boşuna

Arkadaşlarının çalışma durumuna göre kendine teselli veren, onlar çalışmadıysa içi rahatlayan ve çalışma gereği duymayan öğrenci;
Çalıştın mı kanka ?

Güzel bir sınavdan çıktıktan sonra köşede konuşan arkadaşlarına kulak misafiri olup şu konuşmayı duyan öğrenci; "Arkadaki sorular kolaydı!"
Kağıdın arkasında da mı sorular vardı ?
İlk zamanlarda, sınava daha çok var sınav yaklaşınca, son gece 2 saat bakar ezberlerim dedikten sonra işte o gece hiç çalışası olmayan öğrenci; 
Şimdi yatayımda sabah kalkınca çalışırım
Sınava çalışmamak için kendini kandırmak ve yanındakileri de teselli etmek isteten öğrencinin hiç şaşmayan teselli cümlesi.
Finale gireriz
Dönem başında devam zorunluluğu olan dersleri kafasına kazıyıp, o hocaların dersi geldiğinde kendini rahatlatan öğrenci;
Derse girmesekte olur kanka
Kendince matematik hesapları yapıp kendi notuna gayet bonkör davranan ve yaptığı hesaplara göre dersleri AA ile geçen öğrenci;
Hoca sözlüme 100 verse..

(EMEĞİ ÖDÜLLENDİRMEK İÇİN EN SAĞ ÜSTTE BULUNAN REKLAMA BİR KEZ TIKLAYABİLİRSİNİZ!!!)

Derse gitmemek için sınıftan ayarlanmış uysal bir arkadaş her zaman faydalıdır. Zor zamanlarda yardıma yetişir ve imzasını fedakarca 3 kişinin yerine kullanır;
İkimizin yerine de imza atar kanka
Yazı yazmayı sevmeyen, derse gitmeyen, not tutanlardan alırım umudu ile sınav dönemine kadar gelen öğrenci;
Fotokobi çektiririz kanka
Hocalar hakkında araştırma yapıp üst sınıflardan sağlam tiyolar alarak hocaya göre zorluk derecesi belirleyen öğrenci;
Hoca geçirdi...
En dramatik öğrenci sözlerinden biridir. Dersi geçmek için sabaha kadar çalışır ve sabaha yakın bi kaç saat gözümü dinlendireyim sonra giderim diyen öğrenci;
Biraz daha uyuyayım.
Bu öğrenci en tehlikelisi :) Ne olacak bi seferden diye başlayan cümlenin sonunun güzel bittiğini daha giç gören olmadı :)
Bi kereden bi şey olmaz 
Sınıfın düşük notlarına güvenerek kendini tatmin eden fakat çanın altında kalacak olan öğrenci;
Çan var zaten
Güzel arkadaşları sayesinde sınıf geçmeyi planlayan öğrencinin sınıf planı yapması ve hocanın yerini değiştirmesiyle hüzünlü biten bir hikaye sahibi öğrenci;
Kanka yanıma otur :)
Gidişi güzel verir diyen öğrenci;
Gidiş yoluna da puan verir.


Devamını Oku

17 Ekim 2015 Cumartesi

Doktor Kanas Röportaj

Doktor Kanas

- Sizi ilk defa bir blog yazısı ve sosyal medya hesaplarınız ile duyduk.Kendinizden bahseder misiniz ?

-- İstanbul'da özel bir hastanede Genel Cerrahi uzmanıydım.Ayrıca buraya gelene kadar Suadiye'de muayenehanem vardı. Aslında dünya telaşı içinde kaybolan eski beni unuttum.O yüzden kendimden çok fazla söz etmeyi istemiyorum.Artık Doktor Kanas olarak yenden hayat buldum.

- Peki bize Doktor Kanas'ı anlatır mısınız ?

-- Buraya sadece insani vazifemi yerine getirmek için gelmiştim.Bir nebze vicdanımı rahatlamaktı belki de amacım.Fakat Türkiye'ye dönmeyi planladığımız son gece yaşadığım olay benim için bir dönüm noktası olmuştu. O geceden sonra artık Cerrah Ali gitmişti. Sabaha kadar düşünceler içinde boğulurken son anda gitmekten vazgeçip burada kalmaya karar vermiştim.

- Neden böyle bir karar aldınız ?

-- Döneceğimiz gece yarısı bütün köyü inletecek bir çığlıkla uyanmıştım. Koridorda sedye üstünde kulakları sağır edecek yükseklikte bir sesle ağlayan bir kadın görmüştüm. Muayene etmek için yanına yaklaştığımda herhangi bir yara görememiştim.Fakat üstünde et parçaları vardı.Kanlar içinde kalmıştı. Temizlemeye çalışırken saçlarının arasında küçük bir parmağı elime aldığımda dizlerim tutmaz olmuştu. Ellerim titremeye başladı. Bir cerrahın başına gelebilecek nadir bir olaydır ellerinin titremesi. Fakat kadına ve avuçlarımın arasında duran küçük parmağa baktıkça nefretim artıyor,sabrım tükeniyordu. Sedyenin yanı başında dizleri üstüne çökmüştüm. Kadıncağız rejim veya Rus uçakları köyünü bombalarken araçla kaçmaya çalışırken uçak aracını füze ile vurmuş. Allah'ın takdiri kadına bir şey olmamıştı.Ama 7 aylık bebeği paramparça olmuştu. Benim gördüğüm sahneyi gözünüzde bir canlandırın.O vakit vicdan sahibi bir insanın ayakta durması mümkün değil. Ömrüm boyunca unutamayacağım bir olaya ve acıya şahitlik etmek beni derinden etkilemişti.İşte o gece Doktor Kanas'ın doğduğu gece olmuştu. Sabaha karşı bütün cerrahi malzemelerimi bırakarak bir yemin ettim. Çocuklara,masumlara ve zalimlere bir söz verdim. Bu anneye yaşatılan acının hesabını soracaktım.Yapılanların hesabı hem bu dünya da hem de ahirette elbette sorulacaktır.

- O günden sonra ne yaptınız ?

-- Günlerce kendime gelemedim. İçimde sönmeyen bir ateş o gece alev almıştı.O günden sonra o yangın hiç sönmeden her gün daha da alevlenerek büyüdü. Suriye'de ki en iyi kanas eğitimcisini bularak ondan aylarca eğitim aldım.Eğitimin bittiği gün tüfeğimin içinden bir adet mermi alıp cebime koydum.Bu mermiyi de bütün bu katliamların emrini verenlerden biri olan Beşşar Esed için saklıyorum.Her gün sakladığım bu merminin sahibini bulması için de Rabbime dua ediyorum.

- Kendinize kimseyi rakip görüyor musunuz ? Şimdiye kadar kaç kişiyi öldürdünüz ?

-- Benim böyle bir iddiam da amacım da olmadı. Ben yaptığım şeylerden zevk almıyorum. Ya da Irak'ta,Afganistan'da,Filistin'de,KafkaslardaMüslümanların kanını döken Amerikalı,İsrailli,Rus katiller gibi değilim. Müslümanlar kimsenin ülkesini işgal etmedikleri gibi kendilerine saldırmayan hiçbir insanı da öldürmezler. Benim burada bulunma sebebim sakladığım son merminin sahibini bulduğu gün son bulacaktır.O yüzden Allah ne zaman nasib ederse o zaman burada işim biter. Şimdiye kadar hiç saymadım ve saymayı da düşünmüyorum. Her ne kadar avladıklarım zalim de olsa onları bir sayı olarak görmedim. Bugün İslam coğrafyasında oluk oluk Müslüman kanı akarken bile maalesef İslam alemi kendi kardeşleri için bile sayı hesabına girmişken ben böyle bir hesap içinde olamam.

- Suriye'de birkaç yıldır bulunmanıza rağmen neden şimdi Sosyal medya ?

-- Sadece sosyal medya'da değil,Müslümanlar birçok alanda kendilerini hep geride tuttular. Düşman her alanda bize saldırırken biz neden ona gerektiği cevap vermiyoruz diye düşündüm. Zaten hali hazırda devam eden bir mücadelemi sosyal medya aracılığı ile de insanlara aktarmak istedim. Burada yaşanan zulmü herkesin görmesi ve bilmesi gerekiyordu. Burada üzerine her gün onlarca bomba atılan,kendi devleti tarafından katledilen bir halkın mücadelesi var. Bu mücadele hak ile batılın mücadelesidir.Hakkın tarafında olanlar her ne kadar fiziki olarak zayıf olsalar da kazanacak olan taraf hakkın tarafında olanlar olduğu için burada olmaktan ve onlarla olmaktan dolayı mutluyum.

- Suriye'de yüzlerce ayrı grup var.Siz herhangi bir gruba bağlı mısınız ? İhtiyaçlarınızı nasıl gideriyorsunuz ?

-- Evet. Suriye'de ki grupların sayısının çok olduğu doğrudur. Grupların birbirleri arasında çok az denecek kadar problem olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum. Düşman üzerlerine geldiğinde hepsi iki elin parmaklarının birbirine kenetlendiği gibi düşmana topyekun verilmesi gereken cevabı veriyorlar.İşte bu yüzden Müslümanlar doğru haber kaynaklarından Suriye mücadelesini takip etmek zorundadır.

Elbette her insan gibi benimde gıda ve teçhizat ihtiyacım oluyor.Dünyanın dört bir yanında yaşayan Müslüman veya gayrı Müslim herkesi rızıklandıran Rabbim beni de rızıklandırıyor. Çok büyük beklentiler içinde değilim.Bazen bir kuru ekmek bazen çeşit çeşit yemek yediğim oluyor.Benim burada bulunma amacım zaten belli.O yüzden yemek yemekten, boş işlerle uğraşmaktan daha önemli işlerim var.Küçük hesaplarla,basit işlerle zaman kaybedemem. Burada dünya savaşlarının büyük aktörleri ile mücadele ediyoruz.O yüzden herkes attığı ve atacağı adımlara dikkat etmeli. Bazı operasyonlarda diğer gruplarla birlikte hareket ediyorum. Birçok silah ve teçhizatım var. Gerektiği yerde ve zamanda ne gerekliyse onu kullanıyorum. Herhangi bir ihtiyacım yok. Suriyeli ensarlar,Türkiyeli muhacir kardeşlerine her türlü desteği veriyorlar.

- Neden tek başınızdasınız ? Neden operasyonların video ve resimlerini çekmiyorsunuz ?

-- Kimsenin benim yüzümden ölmesini kabul edemem.Bu riski göze almak istemiyorum. Sırf bu yüzden burada hiçbir gruba tabi olmadım. Kendimden başka birinin sorumluluğunu üzerime almak istemiyorum. Bir anne babanın daha evlat acısı ile yüreğinin yanmasını kabul edemem. Dediğim gibi ben buraya kendimi ispatlamak için veya düşmanın yaptığı gibi yapmak için gelmedim.Müslümanların dualarında bir parça yer edinebilirsem,yanan yürekleri biraz serinletebilirsem benden daha mutlu biri olamaz. Yoksa bir değil bin kişi de ölse o annenin evlat acısını dindiremez. Görüntü çekip yayınlayan gruplar var. Bu onların kendi düşüncesidir. Ama ben prensip olarak kendi adıma böyle bir hareket içinde olmadım ve olmayacağım da. Bazen beni ve buraları merak edenler için bölgenin veya biten operasyonlar ile ilgili resim veya videoları sosyal medya hesapları üzerinden paylaşıyorum.

- IŞİD veya diğer muhalif gruplara karşı herhangi bir operasyona katıldınız mı ?

-- Benim mermilerim hiçbir zaman Müslüman'a doğru hareket etmedi,etmeyecekte Allahın izni ile. Kardeş katili olarak Rabbimin huzuruna çıkmaktan haya ederim. Benim için öncelikli ve tek hedef zalimlerdir. Düşman dururken kendi kardeşlerimle hatalı bile olsa uğraşmam.O yüzden böyle bir operasyon olursa buna destek vermem ve uzak dururum. Allah onların ABD,İsrail, Rusya,Çin, İran,Hizbuşşeytan ve Esed'e karşı atışlarını isabetli kılsın.
- Verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

-- Aslında ümmetin yüzyıllardır yorgunluğu var üstümde.Çok şey var söylenecek.Çok derdimiz, çok acımız var. Çok yükümüz var. Ümmet olarak çok acılar yaşadık. Elbet bir gün rüzgar yeniden bizim yönümüzden esecek. Hiçbir ihanet,hiçbir zalim cezasız kalmadı,kalmayacaktır. Ya bu dünya da ya da ahirette yaptıklarının karşılığını alacaktır. Kardeşlerim artık birbirinizle uğraşmayı bırakın. Aynı safta omuz omuza kıyama durduğun,aynı kıbleye yönelip beraber düşmana karşı mücadele ettiğin kardeşini incitmekten uzak dur artık.Düşman birlik içinde iken zaten paramparça olan birliğimizi birde sen bölme. Yatan oturana,oturan yürüyene,yürüyen koşana yardım etsin. Yardım etmeyecekse de Allah için sussun. Zaten düşmanın silahı ve sözleri bize yetiyor. Kardeşlerimizin sözleri bizleri daha çok yaralar. Biz düşmana hak ettiği cevabı burada ve dünyanın dört bir yanında veriyoruz. Ümmet kalbini ferah tutsun.


Türkiye halkından ensarlığın hakkını vermesini, Suriyeli misafirlerinde muhacirin ağırlığını taşımasını,Hükümetin de gerçek dost ve düşmanını görmesini ve kardeşlerinin yanında daha fazla yer almasını rica ediyorum.
Devamını Oku

15 Ekim 2015 Perşembe

Solak Olmak İyi mi ? Kötü mü ?

Bu soruyu en başta sorduk ve en sonda da tekrar soracağım. Cevabınızı merak etmiyor değilim. Öncelikle şu klasik bunaltıcı soruları hatırlayalım mı ? Aaa solak mısın ? Yemeği de sol elinle mi yiyorsun ? Topa da sol ayağın ile mi vuruyorsun ? Evet kardeşim hepsini sol elim ile yapıyorum. Solak olmak o kadar ilginç karşılanıyor ki bu toplumda sanki bütün herşey sağa kayıyor. Bir kaç örnek vererek küçük fakat önemli aletlerin solaklar için yapılmadığını bencilce bir ayrım olduğunu anlayabilirsiniz.

Mesela cezve. Evet solaksınız ve eşiniz sizden önce evden çıkmak zorunda kaldığı için bu sabah yumurtaları cezvede siz haşlayacaksınız ve solaksınız. O içinde kaynayan suyu dökerken nasıl şekilden şekile gireceğinizi görmeye ne dersiniz. Çünkü cezveler sağlaklar için yapılmıştır.

Ya da bir makas düşünelim. Elinize en yakın makası alın ve bakın sonuç değişmez çünkü makasların hepsi sağlaklar için yapılmış bir alettir.

Alttaki resime bakıldığında solakların yaşama hakkı yokmuş izlenimine yol açan bir görüntü mevcut. Solak olan bir insan solundakinden izin alıp masasını kullanması mı gerekiyor. Hiç adil değil !

Sağlaklar için sandalye

Solaklar için spiralli deftere ya da tahtaya yazı yazmak nedir biliyor musunuz ? Solak değilseniz bilemezsiniz. Sağlaklar bilekleri düz bi şekilde rahatlıkla yazabilirken solaklar bileklerini kırmak zorunda kalmaktadır. Bu da büyük bir güç sarfetmesine sebep olmaktadır. Eğer bi solak tahtaya yazı yazmaya başlamışsa muhtemelen yazının sonu çapraz biter. Ya da defteri capraz tutarak düz yazmaya çalışır.
Konuşan adamlar

Keşke bu kadar olsa fakat bir de işin teknoloji boyutu işin içine girdi ve onlarda sağcılığını belli etti. Dikkat ederseniz tuş takımı kaydırma olan telefonlarda genellikle sağlaklar için rahatlıkla açılan bi tuş takımı solaklar için yine ekstra bir zahmet gerektirmektedir.

Konuşan adamlar

Bunların yanı sıra solak olmanında bazı avantajlarından bahsedilmektedir. Mesela solakların beyin hücreleri daha hızlı çalışarak birden fazla duyguyu aynı andayaşayabilir yada daha hızlı eğitim yapabilir. Sayısal zekasının daha gelişmiş olduğu yönünde yapılan açıklamalar mevcut.

Einstain, Benjamin Franklin, Büyük İskender, Napolyon'un solak olduğu bilinmektedir. Fakat alttaki resimde sağ elini kullandığı görünmektedir.

Albert einstain
Solak insan sayısı dünya üzerinde %12 civarlarındadır. Her iki elini kullanabilen insan sayısı ise %1 olarak gösterilmektedir.

Şimdi tekrar soruyorum Solak Olmak İyi mi ? Kötü mü ?
Devamını Oku

31 Temmuz 2015 Cuma

Aslı Bekiroğlunun Dizi macerası



Kendi kendine vine çekerek sempatikliği ve tatlılığıyla ve tabiki oyuncu özelliğiyle en çok izlenen kız vineci olmayı başaran Aslı Bekiroğluyla ilgili bir yazı yazmıştım. Her geçen gün artan okuyucu kitlesi beni Aalı Bekiroğlunun şu an ki dizi macerasını yazmama teşfik etti. İlk yazımda neden vineci oldu, nasıl bu kadar meşhur oldu gibi sorularla karşı karşıya bıraktığımız Aslı Bekiroğlu için şimdi de kariyerinin yükselişi olarak gördüğümüz Adı Mutluluk dizisindeki macerasını sizinle paylaşmaya çalışacağız.


Adı mutluluk dizisinde başrollerinden biri olan Aslı bekiroğlunun boyu 1.62 kilosu bilinmemekte ve 1995 doğumlu genç oyuncu İstanbul'da üniversite eğitimine de devam etmektedir. Dizinin izlenmesindeki payının büyük olduğu bilinen genç oyuncu ilk deneyimi olmasına karşın tutkulu ve büyük bir beceriyle yerine getirmeyi başarıyor. Bu gidişle daha birçok dizide karşımıza çıkması beklenen oyuncu Adı mutluluk dizisinde kariyer başlangıcını yapmış bulunuyor. Aslı bekiroğlunu sosyal medyada Facebook, Twitter ve instagram ile birlikte Vine da takip edebilirsiniz. Oyuncu olmasına karşı meşhur olmasını sağlayan vine çekme işini de ihmal etmiyor :)
Aslı Bekiroğlu

Devamını Oku

14 Haziran 2015 Pazar

YENİLGİ NEDİR ?

Yenilgi nedir ?

Tesadüflere ne kadar inanırsınız ? Hayatın gizli bir dili sizce var mıdır ? Eğer varsa bunu okuyabiliyor musunuz acaba?

Ben tesadüflere inanmam. Hayattaki her olayın, aklımın kavrayamadığı kadar karmaşık bir biçimde kurgulandığını ve bir noktada hepsinin birbirini etkilediğine inanıyorum. Bütün bağlantıları bulup, işte size kanıtı diye sunamasam da çoğu zaman bu bağlantıların varlığını hep hissettim, ucundan yakaladım diyebilirim.

İşte bunlardan en önemlisi de okuduğum kitaplar diye düşünüyorum. Bazılarınız algıda seçicilik diyebilir, istediğinizi söylemekte özgürsünüz elbette ama bence Tanır, hayat, doğa, her ne ise, işte o benimle en çok kitaplarla konuşuyor. Rastgele girdiğiniz kitapçıda onlarca kitaba bakarsınız, kimini arkadaşınız önermiştir, kimisi beğendiğiniz bir yazarın yeni kitabıdır, bazısını da ilk kez görürsünüz gözünüz takılır. En nihayetinde bir ya da birkaç tane kitabı seçer çıkarsınız. Hangi kitabı seçeceğinizin olasılığı, oradaki kitap sayısı bilindiğinde matematiksel olarak hesaplanabilir elbette ama ne kadar düşüktür siz düşünün. Tabi geçmişte okudğunuz kitaplar, önde duranları alma olasılığınız daha çok olması gibi bir takım bilgileri bilerek daha sağlıklı bir olasılık hesabı yapılabilir. Neyse bunca detaya girmeye gerek yok. Vermek istediğim mesaj, onca kitap arasından seçip çıktığınız kitap, o anda cevabını aradığınız bir soruya cevap oluyorsa, kendi kendinize düşündüğünüz bir şeyi size, içinizden okuma fırsatını veriyor ve bir başkasının da sizinle aynı düşünceleri paylaştığını bilmenizi sağlıyorsa, almak üzere olduğunuz kararlara yön verebilecek kadar sizi etkiliyorsa öyleyse bütün bunlar tesadüf olamaz. Hele de benim gibi tesadüflerin varlığına inanmayan biriyseniz.

İşte bu akşam son zamanlarda okuduğum bu kitaplardan toparladığım mesajları yazmak istedim.
Belki de kendime hatırlatmak istedim.

1. Gerçek sevgiyi bulabilmiş ve anlayabilmiş nadir insanlardan biriyim. Zaman zaman çevre koşullarının beni etkilemesine engel olamasamda aslında çok seviyorum ve sevildiğimi biliyor, bunun için kendimi şanslı hissediyorum. Bunun her farkına vardığımda daha da mutlu hissediyorum kendimi. (Oruç Aruoba’nın son dönemde ardı ardına okuduğum yaklaşık 6 kitabı)

2. Bazen yapmak istediğimiz şeyler vardır. Çok istesek bile bir türlü yapamadığımız, yapmamak için bahaneler uydurduğumuz şeyler. Bunun için kendimizi zorlamak yetmez ama bazen başkalarının bizi biraz itmesi gerekebilir. Yapmak için değil ama. İşte işlerin karıştığı nokta burada. İnsanlar hep yapmanız gereken şeyi yapmanız için sizi zorlarlar. Oysa, eğer onu yapamıyorsanız zamana ihtiyacınız var demektir, daha yaşamanız ve görmeniz gereken, dahası öğrenmeniz gereken şeyler var demektir. İşte desteğe ihtiyacınız olan nokta ise bunları yaşamak içindir… (Paulo Coelho - Zahir)

3. İnsanların öğrenilmiş başarısızlıkları vardır. Bu başarısızlıklar zihnine kazınmıştır ve sürekli onları hatırlatarak ilerki başarılarına engel olur. Bunun için zihni formatlamak, bu başarısızlıkları aşmak ve bu döngüyü kırmak gerekir. Bu mümkündür ama elbette ki ciddi bir çaba gerektirir çünkü alışkanlıkları değiştirmek zordur. (Barış Muslu- Yıka Beynini)

4. Hayatta herşey bir devinim içersindedir. Sürekli bir savaş vardır, sonuçları aslında kazanmak ya da kaybetmek kadar kesin olmayan bir savaş. Bize anlatılan, öğretilenin aksine, varmak istediğiniz noktaya ulaşamadığınızda, düştüğünüzde kaybetmezsiniz aslında. Düştüğünüz yerden kalkmaktan vazgeçtiğinizde, bunun aslında şimdilik son bulmuş bir mücadele olduğunu unutup, bir süre sonra yeni bir mücadeleye başlayacağınızdan ancak pes ettiğiniz zaman yenilirsiniz aslında. Ve bir kısımdan o kadar etkilendim ki birebir alıntı yapmak istiyorum:

“Gün gelecek zor dönemler, dinlemek isteyenlere gururla anlatılan öykülerden ibaret hale gelecek ve herkes anlatılanları saygıyla dinleyip üç önemli şey öğrenecek:

Bekleyip doğru anda harekete geçebilecek sabra sahip olmak.

Bir sonraki fırsatı elden kaçırmayacak kadar bilge olmak.

Ve yara izleriyle gurur duymak.

Yara izleri, ete dağlanmış birer damgadan farksızdır ve düşmanları dehşete düşürür; çünkü karşılarındaki insanın savaşta çok tecrübeli olduğunu gösterir. Böylece sıklıkla mücadeleden kaçıp diyalog kurmayı tercih ederler.

Yara izi, yarayı açan kılıçtan daha etkilidr.” Paulo Coelho - Akra’da Bulunan Elyazması

Bu son yazdığım madde henüz okumaya başladığım, yeni aldığım kitabın ilk kısmı idi. “Yenilgi nedir?” Böylesine harika bir tanım… Üstelik bu tanımın hayatımın en büyük yenilgisini kabullendiğim, pes ettiğim zamanda karşıma çıkmışsa, ben kitapçıdan kendime tek bir kitap alma hakkı verip, kasanın dibine kadar başka bir kitapla gidip, son anda vazgeçip bu kitabı almışsam ve okumaya başladığımda ilk bölümde bunları anlatıyorsa, siz olsanız inanmaz mıydınız birinin benimle konuştuğuna? Asıl merakla beklediğim, hayatımda ilk defa bir kitapçının aldığım kitap üzerine konuşmaya başlayıp, bir çok kitap ve yazar tavsiyesinde bulunduktan sonra, tavsiye ettiği kitapları okuduğumda nelerle karşılaşacağım…

Sonuç olarak tekrar deneyeceğim, yine savaşacağım, yine mücadele edeceğim, yeniden başlayacağım. Belki yine zamanım gelmemiş olacak, yine düşeceğim ama pes etmeyeceğim…

Yazar hakkında: Merhaha ben MaviYazar.. Şu anda kendime ait olan www.maviyazar.com internet sitesinde mavi yazılarımı yazmaktayım.
Devamını Oku

31 Mayıs 2015 Pazar

İddaa Oranlarının Sırrı

Hangi oranlar sürekli tutar ?


İddaa oran sırrı nedir ? Nasıl anlaşılır ? Belirli bir şekilde sürekli aynı gelen oran kaç ? Bu ve bunun gibi soruların cevabını vermek için makaleyi yazıyorum. Arkadaşlar öncelikle İddaa'nın nasıl işlediğine dair kısa bir şekilde bilgilendirerek devam etmek istiyorum. İddaa sadece Türkiye'de bir oynanan bahis türü değildir. İddaa'nın Türkiye yetkilisi "İddaa Risk Yönetimi" denilen şirket tarafından yürütülmektedir. İddaa bundan 3 yıl kadar önce oranları maçların analizleri sonucu atayan bir algoritma ile oranları belirlemekteydi. Fakat bunun sırrını çözen bir genç iddaanın algoritmasının değişmesine yol açtı.Yani bundan 3 yıl öncesine kadar 0-1 denilen algoritma ile oranları otomatik atayan iddaa maçlarında belirli oranlar sürekli, bir kaç istisna haricinde sonuca ulaşıyordu.



Fakat son 3 yıldır hala çözülemeyen karışık algoritmalar kullanan iddaa yine de belirli kalıplara oturmaya başlayan oranlar ortaya çıkmadı değil. En ufağından örnek verecek olursak (1.50) oranlar GENELLİKLE karşılıklı gol var olarak sonuçlanmaktadır. Tabi ki her zaman bu geçerli olmuyor. İşte bu yüzden iddaa oranlarının sırrı  diye bir mantık kalmıyor. Yani kendi tezimi kendim çürütüyorum. İddaa her zaman kazanan taraf olmak zorunda ve böyle de oluyor.


Eğer dikkat ettiyseniz bundan 4 yıl 5 yıl önce 12 oranın gelmesi imkansızken şu anda haftada en az 3 maç 12 oran tutuyor. Bu iddaanın kaybetmesinden çok kazanmasına vesile oluyor. Sebebi ise Sistem tercihi yapanların kuponlarına banko maç koymak için düşük oranlara yüklenme oluyor ve 12 oran geldiğinde iddaa otomatik olarak kazanıyor.

Bazen formlarda şu konuşmalara şahit oluyorum. "İddaa oran şikesi var" "İddaa bu maça el atmış"  gibi terimler kullanılıyor. 3 lira oynayan insan kuponu yatınca bütün maçlara şike diyor fakat iddanın bütün maçları satın alacak kadar ne parası var ne de cesareti. Tabi ki bazı maçlarda olmayacak şeyler oluyor genellikle de basketbolda çok ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor fakat bunu hemen şike diyerek iddaa da şike olduğunu öne sürerek Facebook üzerinden şikeli maç sattığını düşünen dolandırıcılara gün doğuruyorsunuz. Şike yapmak bu kadar basit bir iş değildir kaldı ki bu iddaa dünya üzerinde oynanan bir oyun bazı maçlara bizim ülkemizde çok oynandı diye patlayacak diye bir şey de yok.  Fakat bir kaç takım var ki sonuçlara artık şaşırmıyorum. Bu benim kendi görüşüm katılmayan olabilir, şike de var demiyorum fakat basketbol'da Miami Heat diyince aklıma gelen sonuç ya 1/2 yada 1/2 bitiyor 100 maçın 70'i bu şekilde sonuçlanıyor bu göze çarpan bir istatistik. Bir diğer takım ise Real Madrid Basketbol takımı. Real madrid çok güçlü bir takım olmasına karşın ne zaman birileri ona güvense hep onları üzüyor. Maçı yine kazanıyor ama verilen handikapı aşmıyor. İnsanlar verilen handikapı aşamaz diye düşünüyor bu kez ise   hiç beklenmeyen tarihi bir fark yaratıyor bunun sebebi ise real madridin bahis şirketi olan  BWİN'in bir şeyler karıştırdığı görüşündeyim.


Aynı zamanda iddaa'da kazanmanın gerçek yolu şudur ki kimse iddaa'dan köşeyi dönmüyor parça parça verdiğini 3 aşağı 5 yukarı toplu alıyorsun bu da sana haz sağlıyor. İddaa kazanmaktan çok manevi tatmini için oynanan bir oyun olmalıdır. Eğer yüksek atıp kaybederseniz maddi ve manevi çöküş yaşarsınız. Fakat ufak mevlalarla oynarsanız hem heyecanı sizi üzmez hem stres yapmadan maçı  zevkle takip edebilirsiniz.

İddaa Facebook dolandırıcılığıyla ilgili diğer makaleyi okumak için TIKLAYINIZ.
Diğer yazımız İÇİN TIKLAYINIZ
Devamını Oku

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Türk Gencinden Gururlandıran Buluş

Gururlan Türkiye!


"Mersin’in Erdemli İlçesi’ndeki Akdeniz Ortaokulu öğrencisi Furkan Faruk ASLAN, bir bot üzerine monte ettiği sistem ile yürüyerek 9 voltluk elektrik üretmeyi başardı. Geliştirilen proje hayata geçirilirse, insanlar telefonlarını şarj etmek için priz başında beklemek yerine, yürüyüşe çıkıp her adımda telefonlarını şarj edebilecek."




Haber tam olarak bu şekilde. Bu haberi internette dolaşırken fark ettim ve bloğa konu olabileceğine inandığım için sizlerle buluşturdum. Bu haberi okuduğumda  Mustafa Kemal Atatürk'ün o güzel sözü geldi aklıma.  "Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, Onu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz."  Bu sözü yerine getirebilen kaç genç var bilmiyorum. Durum onu gösteriyor ki teknoloji geliştikçe insanlar tembelleşiyor. Üşenmek artık hayatın merkezine yerleşiyor insanın. Sakın yanlış anlamayın sadece bizim için geçerli değil neredeyse gelişmiş bütün ülkelerde bu sorunla karşı karşıyayız. İstisnalar var tabi ki. 

Buna benzer makaleler için Tıklayınız.

Teknolojiyi yararlı kullanmak denilen olay aslında bu şekildeyken bizim genç nüfusumuz bunu yanlış anlamakta ve teknolojiyi o kadar çok içtenlikle kullanmakta ki bu onları kör etmekte.  Geçen gün internette bir fotoğraf  gördüm ve çok hoşuma gitti başlığı "Teknolojiyi üretenler ve tüketenler"  (Altta paylaşıyorum) işte tam olarak biz tüketen taraf oluyoruz ne var ki bizi gururlandıran olaylar da olmuyor değil. Bu makaleyi yazarken bende kendime pay çıkarıyorum ve kendimden bir nebze utanıyorum. Fakat size böyle bilgilendirici bir yazı yazarak belki bir faydam olur düşüncesi vicdanıma bir çay bardağı kadar su serpiyor.  Haberin ayrıntılarını merak edenler için aşağıda gerekli ayrıntıları verdim.


Teknolojiyi üretenler ve tüketenler



Haberin Ayrıntıları

Daha önceden de  küçük çaplı projeler yapan 15 yaşındaki 8’inci sınıf öğrencisi "Furkan Faruk Aslan", teknoloji tasarım öğretmeni Nazan Ayarın öncülüğünde, elektrik üretme teknikleri çalışmaları kapsamında yaptığı projesi ile patent ve girişimcilik başvuru hakkı kazandı. Bu kapsamda ayakkabının altına yerleştirdiği mıknatıslı dinamonun sayesinde 9 voltluk elektrik üretmeyi başaran Furkan Faruk Aslan, elde edilen enerji ile cep telefonu şarjı yapılabildiğini söyledi.

'Adım Adım Enerji' adını verdiği projesi Ar- Ge Proje Pazarı 2015 yarışmasına da katılıp dikkatleri üzerine çeken Aslan, "Her zaman enerji üzerine bir proje hazırlamak istedim. İnsanların bir çoğu cep telefonu kullanıyor. Ben de insanlar yürürken cep telefonu nasıl şarj edilir düşüncesi ile projemi geliştirdim. Bir bot üzerine yerleştirilen mıknatıslı dinamo ile güneş pilinin dolmasını sağlıyoruz. 200 metre yürüdükten sonra ayakkabı üzerinde bulunan 9 voltluk akü depolanarak doluyor ve cep telefonu şarj edilebiliyor. Şimdi bundan sonraki amacım "benzinsiz jeneratör yapmak olacak" dedi.

Teknoloji ve tasarım öğretmeni Ayar ise Furkan’ın çok yönlü bir öğrenci olduğunu fikirleri ile yaşıtları arasında dikkat çektiğini belirterek, "’Teknoloji ve tasarıma olan ilgisi çok fazla. Çok güzel projeler üretiyor. Gelecekte ülkemizin çok konuşacağı bir kişi olacağına eminim. Gerçekleştirdiği proje ise son derece kullanışlı ve insanlığa yarar sağlayacak" diye konuştu.




Devamını Oku